MENU

ROMANTİK İLİŞKİ SORUNLARI: "NASIL BU HALE GELDİK?"

Romantik ilişkilerde anlayışlı ve sevgi dolu günlerin yerini soğuk ve çatışmalı günlere bırakmasının sebebi neler olabilir? “Nasıl bu hale geldik?” sorusuna cevaben neler söylenebilir? Bu sorunun cevabı şemalara teslimiyet olabilir mi? Bunu ele alabilmek için hep beraber ilişkilerin başına gidelim.

Romantik ilişkilerin -sağlıksız olanların- başında çoğu zaman ya her şey mükemmeldir ya da sevdiğimiz kişi mükemmeldir. Birey kendisini anlayan, sadece ona bakan, her ihtiyacını karşılayan, geceleri uykusunu kaçıran, doyamadığı ve asla doyamayacağını hissettiği bir dünyaya adım atmış gibidir. Başka bir bakış açısı ise, şema kimyasının sinyallerini alamıyor olmasıdır. 

Peki şema kimyası nedir?

Şema kimyası, şema terapistlerinin sıklıkla ele aldıkları kavramlardan biridir. Daha iyi anlayabilmek için bazı şemalar üzerinden örneklere bakalım.

Şema kimyasında, terk edilme şemasına sahip bir birey, terk edilme kaygısını hep en üstte tutacak partnerler seçmektedir. Şema kimyası, kişinin hem kendisinin sevilme, paylaşım gibi ihtiyaçlarını karşılayamayacak hem de ilişkilerde daha özgür olmayı arzulayacak bir partnere duyduğu çekim gücüdür. Eninde sonunda her birlikteliğinin terk edilme ile sonuçlanacağına inanan bir bireyi şema kimyası ile yoğrulan bir romantik ilişki içerisinde hayal edelim. Kişi partnerinin her hareketini terk edilme sinyali olarak algılar. Kavga edildiğinde, aramalarına cevap verilmediğinde ya da partnerinin canı sıkkın olduğunda … Peki bu terk edilme kaygısı ile sağlıklı bir ilişki kurulabilir mi? Bu şekilde sürekli terk edilmeye dair tedirginlikle yaşamak zordur , kişi zamanla bu kaygıyla tükenir ve tüketmeye başlar. Partneri mesafe koymaya çalıştığında ya da özel bir alana ihtiyacı olduğunu söylediğinde “Sana ihtiyacım var, beni bırakma” gibi ısrarlı söylemlerle üstüne gidilmesi partnerini daha da uzaklaştırabilir. Ya da karşıdaki kişiyi nasıl sonlandıracağını bilemediği bir ilişkinin içine hapsedebilir.

Eğer kuşkuculuk şemasına sahip bireylerden söz ediyorsak , insanlara güvenilmeyeceğine dair temel düşüncelerini doğrulayan , gerçekten de güvenilmeyecek partnerleri seçmelerini sağlayan çekim gücü ile karşılaşırız. En başta başka biri tarafından korunuyor ve merak ediliyor olmak değerli hissettirse de zamanla korkutucu öfke patlamalarının eşlik ettiği kontrolcülük, eleştiri ve yalanlar, kişinin güvenilmez biri ile birlikte olduğunu fark etmesine ve partnerinden uzaklaşmasına neden olur. Böyle olması aslında şaşırtıcı olmayacaktır. Başka bir ifadeyle, zamanla Özdemir Asaf’ın dediği gibi olmuştur herşey: “Bir zamanlar senin çirkinliklerin de güzeldi. Şimdi güzelliklerin bile çirkin.”

Kusurluluk şeması üzerinden ele alacak olursak, değersiz ve yetersiz olduklarını düşünen kişilerin, kendilerini kusurlu ve yetersiz hissedecekleri ilişkilerde olmalarıdır. Şema kimyasının eşlik ettiği bir ilişki, bireyin bedenine ya da kişilik özelliklerine yönelik eleştirilerin, partnerinin ilgisini çekebilmek için atılan bin bir taklanın, genellikle onaylanmama ve yetersiz kalmanın getirdiği çaresizliğin yer aldığı bir atmosfere sahiptir. Kendi değerinden ve yeterliliğinden emin olamayan kişilerin, partnerlerinden gelecek küçük eleştirileri bile kaldıramaması ve kendilerini sert bir şekilde savunmaya geçmeleri de partnerlerin birbirinden uzaklaşmalarının başka bir boyutudur. İlk günlerde yaşanan çekim azalmaya başladığında, gerçeklik dünyası ön plana çıkmaya ve şemaları besleyerek kişiyi kemirmeye başlar. Böyle bir durumdaysanız ya partnerinizden sürekli övgü ve ilgi bekleyerek, beğenisini kazanmaya çalışarak onu bunaltıyorsunuz ya da özgüvensiz bir partneri sürekli teselli etmek durumunda olduğunuz için siz bunalıyorsunuz.

Sizi sürekli koruyan ve kollayan bir partneriniz mi var? Ve siz de ona sormadan herhangi bir karar alamıyor, mutlaka onun fikrine mi ihtiyaç duyuyorsunuz? Böyle bir tablo bağımlılık şemasına sahip kişilerin ilişkilerinde görülebilecek bir durumdur. Ben dilinin biz diline aşırı evrimi olarak da düşünülebilir. Tek başına bir işin altından kalkamayacağını düşünen, kendi fikirlerine güvenemeyen biri, güçlü bir partner bulduğu ve başını omzuna koyabildiği için oldukça mutlu bir şekilde ilişkisine başlayabilir. 

Partneri için sorun yokmuş gibi görünse de belli bir zaman sonra başka birinin bütün sorumluluğunu ve bu sorumluluğun getirdiği yükü kaldırmak çoğu insana bunaltıcı gelecektir. Partnerinizin de başını yaslayacak bir omuza ihtiyacı olabilir ya da bu kadar güçsüz olduğunuz için sizinle bazı paylaşımlardan bulunmaktan kaçarak, kendi dünyasında yaşamaya başlayabilir. Bu durum ise partnerinizin sizden uzaklaşmasının başlangıcı olabilir. Başka bir senaryo ise bağımlılık şemasını beslediğiniz sevgilinizin, bir gün aşırı reaksiyonla hiçbir konuda sizi dinlememeye başlaması ve bu bağımsızlık-bağımlılık mücadelesinin ilişkiyi yormasıdır.

Duygusal yoksunluk şeması üzerinden ele alacak olursak, hiçbir zaman kimse için özel olmadığını düşünen bir kişinin, şema kimyası ile kendisine yeterli sıcaklığı veremeyecek soğuk partnerler seçmesi olağandır. Genelde kişi kendisini özel hissedeceği etkinlikler ve paylaşımlar beklerken partnerinin arkadaş grubuyla geçirdiği vakitler, zor zamanlarında beklediği desteği görememesi gibi durumlar, kişinin partneri için özel olmadığı düşüncesini besler. Bu durumu genelde kişinin kendi fedakarlıkları ve paylaşımları üzerinden partnerine sitemleri izler. Bu sitem, şikayet ya da yoksunluk öfkelerinin partneri uzaklaştırması normaldir. Sürekli siz veriyor ve partnerinizi düşünüyorsunuzdur ama karşılığını alamıyorsunuzdur. Yeteri kadar özel olmamak mı yoksa şema esiri olmak mı? cevabı bu örneklerden sonra size bırakıyorum.

Belki de erken dönemde alamadığımız sevgi, saygı , güven ve sınır ihtiyaçlarını romantik ilişkilerimizde işlevsel olmayan şekillerde karşılamaya ya da ihtiyaçlarımızı karşılayamayacak insanlarla ilişkide kalmaya ısrarcıyızdır. Belki de neden hep aynı tip insanları seçtiğimizin ve hemen hemen aynı döngülere girdiğimizi yakından incelemenin vaktidir.

Kendimizi ve şemalarımızı daha yakından tanımak dileğiyle…