MENU

ÇATIŞMALARDA YAPICI OLMAK


Çatışma sonrasında çiftlerin yakınlaştıklarını, paylaşım yapmaya daha açık olduklarını görebiliriz. Bu atmosfer, çatışma ortamında çiftlerden en az birinin partnerini “yatıştırmaya” önem vermesinin sonucudur. Yatıştırma ve anlama önplanda olduğunda artık yapıcı çatışma çözme stillerinden bahsediyoruzdur. Butarz yaklaşımlar ilişkinin büyümesine ve gelişmesine katkı sağlar.


Ortak hareket etmeyi ele aldığımızda, sorunları çözmeye yönelik girişkenliğin ve gerginliği azaltmaya yönelik motivasyonun ön planda olduğunu görürüz. İşbirliği sayesinde kişi hem kendisi hem partneri adına doğru hamleyi bulmaya çalışır. Tekil suçlamaların ağırlıkta olduğu “Sen beni anlamıyorsun!” “Sen hep kendi istediğini yapıyorsun!” gibi cümleler yerine sorunun birlikte ele alınması ve irdelenmesi tercih edilir. Bir ilişkide iki kişinin, iki ayrı dünyanın yer aldığı göz önünde bulundurularak birlikte çözüm bulmaya çalışılır. Sonuçta hem partnerin hem kişinin ihtiyaçları ele alınır ve ortak noktada buluşulur.


Uzlaşma stilinde ise ortak hareket etme tarzına benzer şekilde sorunlar ele alınırken karşılıklı saygıyı ve memnuniyeti korumaya özen gösterilir. Her iki tarafın kazanacağı bir çözüm bulmaya odaklanılır. Ortak hareket etme tarzından farklı olarak uzaklaşma stilinde partnerlerin uzlaşabilmeleri için bazı fedakarlıklarda bulunmaları gerekir. Birlikte vakit geçirmek için sosyal medyada geçirilen zamanı azaltmak, eve daha erken gelmek gibi küçük fedakarlıklar çoğu zaman çiftlerin uzlaşabilmelerine yardımcı olur.


Ortak hareket etme ve uzlaşma gibi pek çok çatışma stilini ele alabiliriz. Ancak önemli olan yapıcı tutum ve davranışların temel mantığını kavrayabilmektir. Yapıcı olmak esnek olabilmekten; esnek olabilmek bazen susmak, bazen ifade etmekten geçer. Tabii ki empatik iletişim dilinin payını da unutmamak gerekir. Partnerlerin birbirlerinin alan ve sınırlarına saygılı olması, biri öfkeli olduğunda diğerinin yatıştırıcı olması, duyguların açık bir iletişim tarzında ele alınması sağlıklı etkileşim için önemlidir. Ayrıca çiftlerin birliktelik sürecinde birbirlerinden ve ilişkiden beklentilerinin uyuşabilmesi ve diğeri tarafından anlaşılabilmesi yapıcı olabilmenin temel dinamiklerindendir.


Bir önceki yazımda bahsetmiş olduğum gibi partneri ikna etmeye ve değiştirmeye çalışmak yıkıcı davranışlar arasında yer alır. Bu davranış kalıpları tek bir doğrunun olduğu düşüncesinden beslenir. Oysaki birliktelik söz konusu olduğunda iki ayrı benden bahsederiz. Tek taraflı bakış açısıyla söylemlerde bulunmak ya da hareket etmek sadece partnerin benliğini yaralar. Bu yüzden yapıcı olabilmek adına, ötekine form vermeden, yargılamadan, önemsizleştirmeden onu olduğu gibi kabul edebilmek gerekir. Aslında çatışmaların temeli de bu değil midir? Çatışmalar, kendi dünyamızda isteklerimizin ve duygularımızın arasında kaybolarak diğerini unutmamızın sonucu değil midir? İlişki sürecinde olduğu gibi çatışma sürecinde de sağlıklı çözümler için çiftlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını (sevgi, saygı, sadakat, iletişim vb.) anlaması gerekir.


Partnerimizi anlamak ve sorunu çözmek için nasıl bir yol izleyebiliriz?


Sert bir dil her zaman için karşı tarafı kışkırtır ya da kendini ifade etmesini engeller. Yumuşak bir başlangıç yapabilmek, sen dili ile suçlamalarda bulunmadan ben dili ile ihtiyaçları dile getirmek daha sağlıklıdır. Kişiye yaptığı hataları peşi sıra saymak yerine sizi mutlu ettiği zamanlarda nasıl davrandığını belirtmeniz partnerinize yol gösterecektir. “Ben böyleyim, ne yapabilirim ki!” demek yerine sorumluluk almanız, sorunlardaki payınızı görebilmeniz, hatalarınızı telafi etmeye yönelik çaba göstermeniz gerekir. Böyle bir konuşma ortamında hararetli bir tartışma kaç dakika sürecektir? Eğer tüm bunları yapabilecek gücü kendinizde bulamıyorsanız en iyisi çatışmaya kısa bir mola vermektir. Yıkıcı çatışma stilleri arasında bahsettiğimiz kaçınma stilinden farklı olarak bu molalar sorunları ele alabilmek için gevşeyerek geri dönmeyi içerir.


Peki çatışmalarda yapıcı olmak neden önemlidir?


Yapılan araştırmalara baktığımızda çatışma çözme stillerinin etkilerine dair pek çok çalışma görebiliriz. Sonuçlardan yola çıktığımızda da yıkıcı çatışma stillerinin olumsuz etkilerini say say bitiremeyiz. Örneğin, yıkıcı çatışma stillerini tercih eden evli çiftlerin birlikteliklerinin daha fazla boşanma ile sonuçlandığını (Gottman ve Levenson, 1992) biliyor muydunuz? Ya da yıkıcı çatışma stillerinin ilişki doyumunu düşürdüğünü (Cramer, 2000; Hojjat, 2000) strese, özgüven kaybına ve öğrenme sorunlarına neden olduğunu ve bireylerin iyi oluş hallerini (Reese-Weber ve Kahn, 2005) olumsuz etkilediğini? Görünen o ki, hem bireysel hem de ilişki sağlığı için çatışma sırasında duyguların ve davranış örüntülerinin düzenlenmesi oldukça önem arz ediyor.


Dürtüsel ve yıkıcı tutumlarla çatışmayı yönetmek yerine esnek ve empatik bir bakış açısıyla hareket etmek uzun vadede daha sağlıklı ise neden yapıcı olmak için çaba sarf etmeyelim ki?